Bu alana reklam vermek ister misiniz? İleişim için tıklayın...
  • Anasayfa
  • Fan Club
  • TR Dublaj Fimler
  • Eset - Nod32 Günlük Key
  • Fimleri Neden İzleyemiyorum?
  • İletişim
Kayıt Ol | Şifremi Unuttum?
Anasayfa
  • Anlamlı Sözler
  • Anti-Virüs Programları
  • Aşk ve Sevgiye Dair
  • Astroloji
  • Atatürk Hakkında
  • Bilişim Haberleri
  • Cep-Mobil
  • Divx BKM Mutfak
  • Divx TR Dublaj Filmler
  • Divx Yerli Fimler
  • Dj Caner Clip Mix
  • Eğitim
  • Eğlence / Mizah
  • Genel
  • Görsel Eğitim Setleri
  • Güncel
  • Haber
  • Internet
  • IRC Komutları
  • Kimdir?
  • Kültür – Sanat
  • Nod32 & Smart Keyleri
  • OZEL PAYLASIMLAR
  • Player Programları
  • Pratik Bilgiler
  • Programlar
  • Resimli Anlatımlar
  • Sinema Haberleri
  • Spor
  • WebMaster
  • Wordpress
  • Yerli Diziler
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Ağustos 2011
  • Temmuz 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Aralık 2010
  • Kasım 2010
  • Ekim 2010
  • Eylül 2010
  • Ağustos 2010
  • Şubat 2010
  • Ocak 2010
  • Aralık 2009
Buradasın:
Anasayfa - Kimdir? - Keloğlan Kimdir?
Keloğlan Kimdir?
Yazar: Admin | Yorumlar: 0 | Kategori: Kimdir? | Tarih: 20 Nisan 2011

Keloğlan Kimdir?

Keloğlan bir masal kahramanıdır. Başlan­gıçta beceriksiz, tembel biri gibi gözükürken olayların gelişmesiyle kurnaz, cesur ve bece­rikli olduğu ortaya çıkar ve sonunda mutlulu­ğa ulaşır. Bu masal kahramanının başından geçen olayları konu edinen masallara da “Keloğlan Masalları” adı verilir.


Keloğlan yalnız Türk masallarında değil Arap ülkeleri, İran, Kafkasya, Orta Asya, Rus ve Batı Avrupa masallarında da karşımı­za çıkar. Adları, kişilikleri, görünüşleri farklı olmakla birlikte bu masal kahramanlarının birbirine benzeyen yanları olduğu görülür. Her ülkenin kendine özgü bir “Keloğlan”ı vardır. Dünya masalları konusunda karşılaş­tırmalı çalışmalar yapan araştırmacılar Keloğ­lan tipinin özellikleri üzerinde de durmuş­lardır.

Türk masallarında Keloğlan, yaşlı annesiy­le birlikte yaşayan öksüz ve yoksul bir deli­kanlıdır. Birçok masalda anlatılan şehzadele­re, üstün nitelikli kimselere benzemez. Yok­sulluğunu ve kimsesizliğini kurnazlığı, yar­dımseverliği ya da cesaretiyle unutturur. Baş­langıçta miskin miskin oturan, annesinin zoruyla istemeye istemeye iş tutan, aptallığı ve unutkanlığı yüzünden yaptığı işi eline yüzüne bulaştıran biridir. Beklenmedik bir anda, güç durumda kalmış bir insan ya da hayvana yardım ettiği için onlardaki olağanüstü güçle­rin desteği ile talihi döner. Keloğlan’ın yazgısı kıyıcı, acımasız, haksızlık yapmayı huy edin­miş kimseler karşısında kurnaz ve akıllıca davranışlarıyla da değişebilir. Her iki durum­da da Keloğlan sonuçta varlıklı, güçlü bir insan olur ve annesiyle birlikte mutlu bir yaşama kavuşur. Bu yönüyle Keloğlan tipi ve Keloğlan masalları halkın yoksulluktan kur­tulma, varlıklı ve güçlü olma, zulmedenlerden öç alma özlemlerini dile getirmektedir.

Türk masallarının kahramanı olan Keloğ­lan iki ayrı görünüşte karşımıza çıkar. Birinci­si masalın başından sonuna kadar* genellikle değişmeden kalır. Varlıklı, güçlü bir insan olduktan sonra da asıl kimliğini korur. Bazı masallarda ise Keloğlan, yardım ettiği iyi kalpli bir insanın desteği ile kellikten kurtu­lur, saçları çıkar. Bazı kahramanlar da başla­rına işkembe ya da tüyleri ütülenmiş deriden bir takke geçirerek Keloğlan kılığına girerler. Bu yapay kellik ve sahte Keloğlanlık masal boyunca sürer ve olumsuz durumun ortadan kalkıp kahramanın kurtulmasıyla sona erer. Bu ikinci türden Keloğlan tipine “Sahte Keloğlan” da denmektedir. Bunlar çeşitli nedenlerden ötürü gizlenme gereği duyan kimselerdir.

Başına gelenler, davranışları ve sevimliliğiyle Keloğlan tipi toplumda herkesçe bilinir ve sevilir. Keloğlan halk hikâyelerinde, Kara­göz ve ortaoyununda da yer alır. Masallardaki kadar olmasa da buralarda da kendini gösterir ve olaylara karışarak etkili olur. Türk halk edebiyatı içinde önemli bir yeri olan Keloğlan masalları birçok araştırmacı tarafından der­lenmiş ve yayımlanmıştır. Bunlardan 18 tane­si Tahir Alangu’nun Keloğlan Masalları (1967) adlı kitabında bulunmaktadır.

Bir Keloğlan masalı;

Keloğlan ve Sihirli Taş

Bir varmış, bir yokmuş. Allah’ın kulu çokmuş. Çok söylemesi günahmış. Evvel zaman içinde bir Keloğlan varmış. İhtiyar ve yoksul annesi, bu biricik oğlunu ” Keloğlum, keleş oğlum” diye severmiş. Günlerden bir gün Keloğlan annesinden izin alıp balık tutmaya gitmiş. Belki bir kaç balık yakalarım. Anacığımla pişirir, yeriz. Aç karnımızı doyururuz” diye düşünüyormuş. Irmağın kenarına gelip oltasını salmış. Öğleye doğru kocaman bir balık tutmuş. Pulları gümüş gibi parlak, gözleri cam gibi aydınlık, güzel mi güzel bir balıkmış bu..

Keloğlan balığın pullarını kazımış, karnını yarıp temizlemek istemiş. Bir de ne görsün! Balığın karnı içinde kocaman bir tas durmuyor mu? Keloğlan bir sevinmiş, bir sevinmiş ki sormayın. “Hem balığı götürürüm anama, hem tası” demiş.

Tası su ile doldurup balığı yıkamak istemiş. Birden inanılmayacak bir şey olmuş. Tastan boşalttığı sular altın olarak akıyormuş yere. Keloğlan çok şaşırmış. Bir kaç kere denemiş, hep altın akıyormuş tastan. “Bu, sihirli bir tas galiba. Hemen anama haber vereyim” demiş. Evlerine koşmuş. Sihirli tasa küpler dolusu suyu doldurup doldurup boşaltmış. Suyu boşalan küplere de altınları biriktirmiş. Artık ülke hükümdarı bile onun yanında fakir sayılırmış..

Keloğlan günler sonra büyük bir saray yaptırıp oraya taşınmış. Kendisine hizmetçiler tutmuş. Sevdiği ve istediği her şeyi alıyor, en güzel yemekleri yiyormuş. Sonunda altınlarının çokluğu onu şımartmaya başlamış. Gereksiz masraflara, lüzumsuz harcamalara girişmiş.

“Oğlum bu işin sonu kötü olabilir” diye öğüt vermeye çalışan annesini bile dinlememiş. “Sihirli tas elimde, ne istersem yapabilirim…” diyormuş. Keloğlan’ın böyle kendini beğenmesi, şımarması ve hırsa kapılması, insanların ona duyduğu sevgiyi azaltmış. Herkes “Eski hali bundan daha iyiydi. Gözünü hırs bürüdü Keloğlan’ın” demeye başlamış.

Keloğlan bir gün daha çok altın elde etmek içinsihirli tasını eline alıp ırmağın kenarına gelmiş. “Suyu tükenecek değil ya, bir saray da buraya yaptırayım. ” demiş. Gurur ve kibirle tasını suya daldırmış. Kıyıda biriken altınlar hırsını artırıyormuş. Daha hızlı daha hızlı daldırmaya başlamış tası. Artık altınlardan başka bir şey düşünmüyormuş. Birden tas elinden kayıp suya düşmüş. Keloğlan onu tutmak için eğilince kendisi de ırmağa yuvarlanmış. Yüzme bilmediği için hızla akan ırmakta nerdeyse boğulacakmış. Binbir güçlükle kenara çıkmış. Kendisi suda çırpınıp dururken,biriktirdiği altınları da hırsızlar çalıp götürmüşler.
Artık tası bulmanın da imkanı kalmadığından ağlaya ağlaya annesinin yanına dönmüş. Başına gelenleri anlatmış.

Yaşlı kadın:
- Üzülme yavrum, demiş. Hay’dan gelen Hû’ya gider. Zaten, sen o tası alnının teri, elinin emeği ile kazanmamıştın. Üstelik zenginlik seni iyice şımartmıştı. Böylesi daha iyi oldu. Hiç olmazsa kendini başkalarından üstün görme hastalığından kurtulursun.” Keloğlan bu sözlerle teselli bulmuş. Anasına hak vermiş. O günden sonra da Sihirli Tası bir daha hiç anmamış…

  Tweet
Geri
Kimdir?

Etiketler:

Bir varmış  bir yokmuş. Allah'ın kulu çokmuş..  Keloğlan  Keloğlan Kimdir?  Keloğlan Masalları  Keloğlan ve Sihirli Taş  Keloğlan'ın Hayatı  Rüştü Asyalı  Tahir Alangu

Yorumla


İsim:*
E-Mail:*
Yorum:
Soru:
Cevap:*
Footer Logo
Anasayfa
Fan Club
TR Dublaj Fimler
Eset - Nod32 Günlük Key
İletişim
  • My r10 Profile
  • Rss
  • My Twitter Profile
  • My Facebook Profile
  • djcaner.net Alexa info
  • Norton Safeweb
  • WordPress
WordPress Çözümleri, Tema Tasarımı, Düzenleme ve Geliştirme

Sitemap 1

-

Sitemap 2

» Url List » ROR XML » Gizlilik
{ 0,315 Saniyede 13 Sorgu Yapıldı. }